Wall Street'ten Bankacılık Düzenlemelerinde Gevşeme Talebi: Riskleri Kim Üstlenecek?

ABD'nin önde gelen bankacılık grupları, Basel III sermaye gereksinimlerinin hafifletilmesi için federal düzenleyicilere yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor. Bu talepler, bankaların operasyonel ve piyasa risklerine karşı tuttukları sermayeyi azaltarak finansal istikrarı tehdit edebilir ve kriz anında yükü mevduat sahipleri ile vergi mükelleflerine yıkabilir.

Borsaya Haber Editörü
|
Forbes
|
19 Haziran 2026 12:28
|
5 dk okuma
|
Wall Street'ten Bankacılık Düzenlemelerinde Gevşeme Talebi: Riskleri Kim Üstlenecek?

Wall Street'in önde gelen finans kuruluşları, ABD federal düzenleyicilerine sundukları ortak bir mektupla Basel III sermaye gereksinimlerinde önemli gevşemeler talep ediyor. Bank Policy Institute, American Bankers Association, Financial Services Forum, ABD Ticaret Odası ve Consumer Bankers Association gibi gruplar, özellikle piyasa riskine yönelik kuralların revize edilmesini istiyor. Bu talepler, bankaların risk ağırlıklı varlıklarına karşı ayırmaları gereken sermayeyi düşürerek, potansiyel finansal şoklara karşı tamponları zayıflatma riski taşıyor.

Sektörün ana talepleri arasında, operasyonel risk sermayesinin, düzenleyiciler tarafından önerilen kademeli %12/%15/%18 yapısı yerine sabit %12'lik bir İş Göstergesi katsayısıyla sınırlandırılması yer alıyor. Bankaların kendi verilerine göre, bu değişiklik operasyonel risk ağırlıklı varlıklardan 272 milyar doların silinmesi anlamına gelebilir ki bu da siber saldırılar, dolandırıcılık veya kötü yönetim gibi durumlar için 27 milyar dolar daha az sermaye tamponu demektir. Ayrıca, bankalar Ticaret Defterinin Temel İncelemesi (Fundamental Review of the Trading Book) ve Fed'in Küresel Piyasa Şoku stres testinin kuyruk risklerini mükerrer saydığını ve bunun 'gerçek ekonomik maruziyeti' aşan bir sermaye yükü oluşturduğunu iddia ediyor. Kredi riski tanımlarının gevşetilmesi, ipotek hizmet varlıkları üzerindeki risk ağırlıklarının düşürülmesi ve uygulama süresinin Ocak 2028'den önce olmaması da diğer önemli talepler arasında.

ABD'li sekiz büyük banka, yeni Basel sermaye gereksinimlerinin işlem masaları için sermaye gereksinimlerini %30 ila %89 oranında artırabileceğini ve Hazine piyasalarında likiditeyi tehdit edebileceğini belirtiyor. Bu durum, bankaların kullanılmayan kredi kartı limitleri için sermaye tutma zorunluluğunun kaldırılması ve küresel sistemik öneme sahip bankalara uygulanan ek ücretlerin (G-SIB surcharge) etkisinin yumuşatılması gibi ek düzenleme değişiklikleri istemelerine neden oluyor. Ancak, düzenleyiciler Mart 2026'da büyük bankalar üzerindeki toplam sermaye yükünü yaklaşık %4,8 ila %5 oranında azaltmayı amaçlayan revize edilmiş teklifleri zaten yayımlamıştı. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michael Barr, deregülasyonun kısa vadede kredi verme ve kârları artırabileceğini ancak uzun vadede finansal sistemin kırılganlığını ve kriz riskini artırabileceğini belirtiyor. Barr, bu önerilerin en büyük bankalar için toplam sermaye gereksinimlerini %6 veya yaklaşık 60 milyar dolar azaltacağını vurguluyor.

Bu gelişmeler, finansal piyasalar üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Moody's gibi kredi derecelendirme kuruluşları, daha düşük sermaye gereksinimlerinin bankaları bilançolarını güçlendirmek yerine hissedar ödemelerini artırmaya, daha fazla risk almaya veya daha ince sermaye tamponlarıyla çalışmaya yöneltebileceği konusunda uyarıyor. Düzenleyiciler bu taleplere boyun eğerse, bankalar Hazine ve diğer sabit getirili ürünlerde piyasa yapımcılığı faaliyetlerini azaltabilir, bu da alış-satış farklarının genişlemesine, emir defterlerinde derinliğin azalmasına ve stres dönemlerinde oynaklığın artmasına yol açabilir. 2008 küresel finans krizi, 2020 Hazine piyasası işlev bozukluğu ve 2023 bölgesel banka iflasları gibi geçmiş olaylar, kuyruk risklerinin genellikle hafife alındığını göstermiştir.

Bu lobi faaliyeti, 2008 finansal krizinden bu yana bankacılık düzenlemelerini gevşetmeye yönelik daha geniş bir eğilimin parçasıdır. Trump yönetimi döneminde Hazine Bakanı Scott Bessent'in banka kurallarını gevşetme çabalarına öncülük etmesi, deregülasyonu ekonomik stratejinin temel taşı olarak görme yaklaşımını yansıtmaktadır. O dönemde uygulanan Basel III gibi düzenlemeler, bankaları daha güvenli hale getirmeyi ve kriz anında vergi mükelleflerinin yükünü azaltmayı amaçlıyordu. Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC) Mevduat Sigorta Fonu (DIF) sistemik bir krizde Kongre tahsisatlarıyla (vergi mükellefi parasıyla) desteklendiği için, sermaye gereksinimlerindeki herhangi bir gevşeme, gelecekteki banka iflaslarının maliyetinin kamuya yüklenme olasılığını artıracaktır.

Analistler ve piyasa katılımcıları, bu deregülasyon eğiliminin bankalar için milyarlarca dolarlık fazla sermayeyi serbest bırakabileceğini ve bunun kredi büyümesi, hisse geri alımları ve temettüler için kullanılabileceğini tahmin ediyor. Bazı bankalar, risk ağırlıklı varlıkların %6 ila %8 oranında azalabileceğini ve bunun Çekirdek Sermaye Oranlarını (CET1) 70 ila 100 baz puan artırabileceğini öngörüyor. Ancak bu durum, finansal sistemin dayanıklılığı ile bankacılık sektörünün karlılığı arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme getiriyor. Düzenleyicilerin, mevduat sahipleri ve vergi mükelleflerinin çıkarlarını korurken, bankaların rekabet gücünü de göz önünde bulunduran bir denge bulması bekleniyor.

Reklam Alanıborsaya.com
#Bankacılık Düzenlemeleri#Basel III#Sermaye Gereksinimleri#Finansal İstikrar#Wall Street#Bankacılık Lobisi#Piyasa Riski#ABD Ekonomisi#Deregülasyon#Fed#FDIC#OCC#Michael Barr#Moody's
Paylaş
6

💸 Bu fırsata yatırım yapmaya hazır mısın?

Yatırım yapmak için bir aracı kuruma ihtiyacın var. 30+ güvenilir broker’ı saniyeler içinde karşılaştır — sıfır komisyon seçenekleri mevcut.

Yorumlar (0)

0/1000

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Wall Street'ten Bankacılık Düzenlemelerinde Gevşeme Talebi: Riskleri Kim Üstlenecek? | Borsaya.com