AB'nin Dönüşümü İngiltere'nin Yeniden Katılım Tartışmasını Şekillendiriyor
İngiltere'de Avrupa Birliği'ne yeniden katılım tartışmaları hız kazanırken, uzmanlar Birleşik Krallık'ın ayrıldığı AB'nin artık var olmadığını belirtiyor. Mujtaba Rahman'a göre, AB ortak borçlanma ve daha iddialı bir sanayi politikasıyla köklü bir değişimden geçti.
Birleşik Krallık'ta Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin geleceği, İşçi Partisi liderlik yarışının ve olası başbakan Andy Burnham'ın göreve gelme ihtimalinin etkisiyle yeniden gündeme oturdu. Eski Sağlık Bakanı Wes Streeting'in Brexit'i "feci bir hata" olarak nitelendirerek Birleşik Krallık'ın AB'ye geri dönmesi gerektiğini ifade etmesi, bu tartışmaları daha da alevlendirdi. Ancak siyasi risk araştırma ve danışmanlık firması Eurasia Group Avrupa Direktörü Mujtaba Rahman, İngiltere'nin terk ettiği AB'nin artık var olmadığını vurguluyor.
İngiltere'deki yeniden katılım tartışmaları, Brexit'in ülke ekonomisine getirdiği maliyetler ve eski muafiyetlerin (Euro ve Schengen alanlarından) geri kazanılıp kazanılamayacağı gibi dar konulara odaklanma eğilimindeydi. Ancak Rahman, bu yaklaşımın AB'nin son yıllardaki derin dönüşümünü göz ardı ettiğini belirtiyor. Muhtemel Başbakan Andy Burnham, geçmişte AB'ye yeniden katılma arzusunu dile getirmiş olsa da, son dönemde bu konuyu acil bir politika hedefi olmaktan çıkararak daha çok iç meselelere odaklandığını ifade etti.
2026 yılı itibarıyla AB, ortak borçlanma, iddialı bir ortak sanayi politikası ve güvenlik ile savunmada artan bir rol üzerine inşa edilmiş bir yapıya dönüştü. Covid-19 salgını gibi şoklara karşı ortak borçlanma mekanizmalarıyla (örneğin, işsizlik ödenekleri için 100 milyar Euro, toparlanma için 750 milyar Euro) yanıt veren Birlik, 2028-2034 bütçesi kapsamında kalıcı bir mali kapasite oluşturmayı ve sermaye piyasalarından gerektiğinde borçlanmayı hedefliyor. Ayrıca, artan borç yükünü karşılamak için AB çapında kurumlar vergisi ve dijital vergiler gibi supranasyonel vergilendirme girişimleri de bulunuyor. Kurumsal olarak da dış politika ve yaptırımlar gibi alanlarda ulusal veto yetkilerinden çoğunluk oylamasına geçiş eğilimi gözleniyor.
Bu dönüşüm, AB'nin ABD ve Çin'e karşı daha iddialı ve mücadeleci bir duruş sergilemesine yol açarken, Birleşik Krallık'ın geleneksel olarak Washington ile yakın ekonomik, güvenlik ve stratejik bağları sürdürme ve Çin'e karşı ekonomik pragmatizmi dengeleme tercihlerinden ayrışıyor. AB'nin teknolojik egemenlik arayışı da İngiliz içgüdülerinden farklı bir yönelim sunuyor. Brexit'in Birleşik Krallık ekonomisine etkileri ise on yıl sonra net bir şekilde hissediliyor. 2025 yılına kadar gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) %6 ila %8 oranında azaldığı tahmin edilirken, iş yatırımları %18, işgücü verimliliği ve istihdam ise %4 daha düşük seviyelerde seyrediyor. Ticaret sürtüşmeleri ve düzenleyici belirsizlikler, iş yatırımlarını ve ticaret hacimlerini olumsuz etkiledi.
Birleşik Krallık'ın son on yılda yedinci başbakanını göreve hazırlaması, ülkedeki siyasi istikrarsızlığın bir göstergesi olarak öne çıkıyor. İşçi Partisi içindeki Avrupa tartışmaları ve küresel tahvil piyasalarındaki dalgalanmaların İngiliz ekonomisi üzerindeki yapısal kırılganlıkları ortaya koyması, bu bağlamı daha da karmaşık hale getiriyor. Kamuoyu yoklamaları, genç seçmenler arasında ezici bir çoğunlukla AB'ye yeniden katılımı destekleyen istikrarlı bir çoğunluğun olduğunu gösterse de, siyasi liderlerin bu değişen manzarayı nasıl yönetecekleri belirsizliğini koruyor.
Analistler ve piyasa beklentileri, Birleşik Krallık'ın AB ile gelecekteki ilişkilerini şekillendirirken, Birliğin mevcut haliyle daha entegre, müdahaleci ve jeopolitik bir aktör olduğunu kabul etmesi gerektiğini işaret ediyor. Burnham'ın başbakanlığı döneminde, iddialı Avrupa iş birliği hedefleri ile kısıtlı savunma bütçesi arasındaki dengeyi bulması gerekecek. 22 Temmuz'da yapılması planlanan Birleşik Krallık-AB zirvesi, yeni liderliğin bu karmaşık ilişkide nasıl bir yol izleyeceğine dair önemli ipuçları sunabilir.
💸 Bu fırsata yatırım yapmaya hazır mısın?
Yatırım yapmak için bir aracı kuruma ihtiyacın var. 30+ güvenilir broker’ı saniyeler içinde karşılaştır — sıfır komisyon seçenekleri mevcut.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

